16 Ekim 2007 Salı

Sessiz gemiler dizisi oyuncularından Yeşim Salkım


Müzisyen bir babanın kızı olan Yeşim Salkım, küçük yaştan itibaren müzikle içiçe büyüdü. Müziğe karşı ilgisi ve yeteneğiyle dikkat çeken Salkım, yüksek öğrenimini müzik üzerine, İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı Klasik Türk Sanat Müziği Bölümünde tamamladı. Konservatuardan mezun olduktan sonra 1993 yılında ‘Hiç Keyfim Yok’ adlı ilk albümünü çıkarttı. Bu albümle birlikte müzik listelerini alt üst eden Yeşim Salkım, kısa sürede Türk Pop Müziğinin en başarılı isimleri arasına girmeyi başardı.

İlk albümündeki başarısını çıkardığı diğer albümler ve çektiği kliplerle perçinleyen genç sanatçı, Türkiye’nin en iyi sesleri arasında kalıcı olmayı başardı.


Hem sesi, hem de sahne performansıyla büyük bir hayran kitlesine sahip olmayı başaran Yeşim Salkım, fotojenikliği sayesinde de sayısız müzik, magazin, gençlik ve haber dergisinin kapaklarını süsledi.

Sadece sesiyle değil, güzelliği ve modellik yeteneğiyle de aranan bir yüz oldu ve bir çok moda çekimi için özel poz verdi.


Müzikte başarısını kanıtlayan Yeşim Salkım, 1997 yılında ilk oyunculuk denemesini EŞKIYA filmindeki başrolüyle yaptı. Eleştirmenler tarafından Salkım’ın oyunculuğu çok beğenildi. Dönemin en başarılı Türk filmi olan EŞKIYA, haftalarca kapalı gişe oynadı.


Yeşim Salkım’ın sinema ve oyunculuk kariyeri 2001 yılında çevirdiği ŞARKICI adlı filmdeki başrolüyle, Türk Sinemasının Oscar’ı sayılan Altın Portakal ödülünü kazanmasıyla zirveye ulaştı.

Yeşim Salkım, hem sesi, hem güzelliği, hem de oyunculuk yeteneği ile komple bir sanatçı olarak herkes tarafından çok sevildi. Salkım, müzik ve sinemayla ilgili büyük projelerde akla ilk gelen isim oldu.

2005 yılına kadar çıkarttığı 6 albümde toplam 66 parça seslendiren Yeşim Salkım, bunlardan 19’una klip çekti. Biri dizi film olmak üzere, 4 filmde oynadı ve Şarkıcı filminin soundtrack albümünde 2 şarkı seslendirdi. Ayrıca ünlü besteci Melih Kibar’ın Yadigar albümü için söylediği Rüya adlı parça için de klip çekti.

Yeşim Salkım sosyal yönü ve yardımseverliğiyle de halkın sempatisini topladı. Birçok vakıf yararına verdiği halk konserleri ve yaptığı çeşitli yardımlarla her zaman gündemde kaldı.3 kez Türkiye turnesine çıktı ve verdiği halk konserlerindeki sempatik tavırlarıyla halkın sevgilisi oldu.

Yıldırım Mayruk, Cengiz Abazoğlu ve Cemil İpekçi gibi dünyaca ünlü Türk modacılarının bir çok defilelesinde şeref konuğu olarak podyuma çıktı. Defilelerde özel kıyafetleri üzerinde başarıyla taşırken, top modelleri aratmadı.

Yeşim Salkım, Johnnie Walker, Carmina ve Nurol Menkul Kıymetler gibi sponsorlarla birçok ortak çalışmaya imza attı.


Lösemili çocuklar ve yardıma muhtaç çocuklar yararına verdiği ücretsiz konserlerin yanısıra, uyuşturucuya karşı savaş açarak sosyal yardımlaşma konusunda öncülük etti.

Yeşim Salkım, gerek müzik kariyeriyle, gerekse oyunculuğuyla Türkiye’nin önde gelen sanatçıları arasında en dikkat çeken isimlerden biri oldu.

2000’li yıllara doğru gelişen Türk Pop müziğinin gerçek bir yıldızı olarak, adını altın harflerle yazdırmayı başaran Salkım, bir kız çocuk annesi.

Sessiz gemiler dizisi oyuncularından ayhan kavas


1956 yılında doğdu. İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Kent oyuncuları ve Dormen Tiyatrosu'nda çalıştı. Şehir Tiyatroları'nda oyuncu olarak çalışan Ayhan Kavas, birçok TV dizisinde, reklam filmlerinde ve ve tiyatro eserinde rol aldı. "Kırlangıç Fırtınası" adlı sinema filmi çeken Ayhan Kavas'ın rol aldığı tiyatro eserlerinden bazıları şunlar: "Harold ve Maude", "Cyrano de Bergerac, "Babalar ve Oğullar", "Beş Yol", "Bay Hiç" "Sonsuzluk Kitabevi" ve "Bir Ata Krallığım

Alper KUL ile ayak üstü ropörtaj sessiz gemiler


Demir, Yeşim Tekstil'e hayran

Kınalı Kar dizisinin yetim Demir'i olarak bilinen Alper Kul, genç yaşına rağmen aldığı eğitim ve yaptığı başarılı çalışmalarla adından söz ettiriyor.

Oyunculuk ile tiyatro, emek ve sevgi isteyen bir iş. Düşünsenize, gününüzün önemli bir bölümünde dizi ya da tiyatro sahnelerinde rolünüzü en iyi şekilde yapmak için çaba sarf edeceksiniz. Rolünüzün sonunda gelen alkışlar, tebrikler, ödüller ise işinizi ne kadar iyi yaptığınızın bir kanıtı olacak. Peki, bu kanıtların yani alkışların arkasında nasıl bir hayat var? Kınalı Kar dizisinin oyuncularından Alper Kul'un alışveriş izlenimlerini ve hobilerini araştırdık.

Alışveriş yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?
Ben aslında çok fazla alışveriş yapan ya da yapmayı seven birisi değilim. Çünkü çok sıkılıyorum alışverişten. Pantolonum yırtıldıysa gidip kendime pantolon, kışlık ayakkabım eskimişse yenisini alırım. Yoldan geçerken gözüme bir şeyler ilişirse alışveriş yapıyorum. Tercih ettiğim en önemli nokta yerli malı olması. Motor kullandığım için motor malzemesi almam gerekiyor, yabancı ürünleri tercih etmek zorunda kalıyorum. Ama genelde Türk malı kullanıyorum. Geçtiğimiz günlerde Yeşim Tekstil'e geldim. Çok büyük ve güzel bir yer. Neredeyse 1 yıllık alışverişimi oradan yaptım. Birçok markayı ve birbirinden güzel ürünleri üretiyor Yeşim Tekstil. Çok gurur duydum açıkçası Yeşim Tekstil'i gördükten sonra. Bursa'da önümüzdeki yıl da çekimlerimiz nedeniyle kalacağız. Tekrar Yeşim Tekstil'e giderim 1 yıllık daha alışveriş yaparım. Kalitesiyle de kendini ispatlamış bir marka.

Sevdiğiniz, beğendiğiniz renkler neler?
Turkuaz, mavi renklerini çok seviyorum. Ama genellikle kıyafetlerimde kahverengi, yeşil ve laciverti tercih ediyorum. Kırmızı rengini de çok seviyorum, ancak kırmızı renginde uygun giysiler bulamadım.

En son kendinize ve çevrenizdekilere neler aldınız?
Kendime Yeşim Tekstil'den tişört, eşofman altı ve yeğenime kıyafetler aldım. Bir de kendime ayakkabı aldım.

Alışveriş sizce neyi ifade ediyor?
Alışverişi vakit ayıracak bir şey olarak görmüyorum. İhtiyacım olduğunda yol üzerinden geçerken uğrayıp alıyorum. Mümkünse benim yerime biri gidip alışveriş yapsın. O kadar sevmiyorum alışveriş yapmayı. Ama yanımda birisinin olmasını isterim. Yanımdakilere fikir sormak hoşuma gidiyor. Her şeyi bir yerde bulduğum mağazalar ile alışveriş mekânlarını seviyorum.

Alışverişte çılgın para harcar mısınız?
Beğendiğim bir şeyse paraya mutlaka kıyarım. Çünkü beğendiğim bir şeyse zaten ihtiyacım vardır, ihtiyacım olduğuna göre de alırım. Çevremdekiler için de para harcarım.

Dizide Fadik'le evlilik hazırlıkları yapıyorsunuz? Hazırlıklar nasıl devam ediyor?
Dizide önümüzdeki günlerde neler olacağını sadece senaristler biliyor. Senaristler ne yazarlarsa bizde onu oynuyoruz. Ama her şey olabilir. Sonuçta "Demir" karakteri önemli bir karakter. Ve Nazar'a bir adım daha yaklaşabilmek için Fadik'le evleniyor. Çünkü Nazar Hanım'ın vaadi.

Bursa sizce nasıl bir şehir?
Ben Bursa'yı çok sevdim. Eskiden ara sıra gidip geliyordum, ancak çekimler nedeniyle Bursa'da fazla vakit geçiriyorum ve Bursa'ya bayıldım. İstanbul'dan daha bir Avrupa şehri bence.Yapılaşma ve kentleşme olarak çok doğru yatırımlar yapılmış. Düzgün işler yapılmaya devam ediyor. Bursa İstanbul'dan daha az göç aldığı için kültürelleşmesi fazla. Ve Bursa'nın her ilçesinde tartışabileceğiniz bir sürü insan var. İstanbul'da ilkokul mezunu bile olmayan kişiler bir yerlere gelmişler, bir yerlerde çalışıyorlar. Ama burası öyle değil. Belediye Başkanı Erdoğan Bilenser'i tebrik ediyorum.

Hobileriniz neler?
İstanbul'da bir at çiftliğim var. Ayrıca motosikletim var. Genelde asosyal bir hayat yaşıyorum. Tek başına yapılan sporlar ve hobilerle ilgileniyorum. Doğa sporlarına meraklıyım. Kaya tırmanışı yapıyorum. Bursa'da 911 Arama Kurtarma ekibine üye oldum. İstanbul'da Arama Kurtarma'nın yardım grubunda yer aldım ve almaya devam edeceğim. İki depremde de enkaz altındaki kişilere yardım ettiğimizi düşünüyorum. Benim bildiklerimi başkalarıyla, başkalarının bildiklerini benimle paylaşmaları hoşuma gidiyor

AYSUN KAYACI TRANSFERİNİ ANLATTI


'DOKTORLAR BENİ TAŞIMIYORDU'

OYUNCULUĞA İYİCE ISINAN AYSUN KAYACI, DOKTORLAR DİZİSİNDEN AYRILIP SESSİZ GEMİLER'E GEÇMESİNİN NEDENİNİ AÇIKLADI.


Show TV'de yayınlanan Doktorlar dizisi ile oyunculuk kariyerinde bir kademe daha atlayan Aysun Kayacı, dizinin kendisini bir yerlere taşıyacağını düşünmediği için ayrıldığını söyledi.

Sessiz Gemiler dizisine geçen Kayacı, 'Doktorlar, beni bir yere taşımayacaktı. Bu işin eğitimini alıyorum ve kendimi geliştirecek işlerde rol almak istiyorum. Bu kadro benim olduğumdan daha iyi bir oyuncu gibi görünmemi sağlayabilir' dedi.

SENARYOYU OKUDUĞUNDA AĞLAMIŞ

atv'de yayınlanan Sessiz Gemiler dizisinin senaryosunu ilk okuduğu zaman ağladığı itirafında bulunan güzel oyuncu, 'Senaryoyu bu kadar hararetli ve heyecanlı okuyunca, çekilmiş halinin çok iyi olacağını hissettim. Mesela ben bu diziyi izleyebilmek için bütün randevularımı iptal ederim. Dizinin hikayesi hepimizi ilgilendiriyor' diye konuştu.

ATV'nin Sessiz Gemiler Dizisi Yaşlıların Duygularını Anlatıyor


atv'nin yeni dizisi 'Sessiz Gemiler'in acılı babası Savaş Dinçel, dizinin dün akşamki bölümünde bayram nedeniyle çocuklarının yolunu gözledi. Onun yaşadığı hayal kırıklığı seyircinin içini parçaladı.

Şeker Bayramı yaklaşıyor. Bayram boyunca yaşlılar evlerinde çocuklarının ve torunlarının yollarını gözleyecek. Onlar, üzüntüden sessiz çığlıklar atacaklar. Tıpkı atv'nin yeni dizisi 'Sessiz Gemiler'de baba rolünü canlandıran Savaş Dinçel'in dün gece yaptığı gibi.

Dizi, çocuklarından uzakta yaşayan ve bayramda onların yolunu gözleyen bir babanın iç burkan öyküsünü anlatıyor.

ÖYKÜ TÜM OYUNCULARI ETKİLEDİ

Günümüz gençlerinin vefasızlığına göndermelerde bulunan dizinin oyuncularından Miraç Eronat, Yeşim Salkım, Aysun Kayacı ve Alper Kul senaryonun kendilerini çok etkilediğini ve bayram tatillerini aileleriyle birlikte geçirmeye karar vermelerini sağladığını söylüyor.

Dizinin acılı babası Savaş Dinçel ise, gerçek hayatta vefalı bir oğul ve vefa gören bir baba olduğunu dile getiriyor.

Dizi ekibi oldukça iddialı: "Bizi izleyenlerde vefa duygusu oluşacak ve herkes bayramda ailesinin yanına koşacak."

TELEVİZYON GAZETESİ

Sessiz gemiler... Sessiz bayramlar...

- Bayramda nereye gidiyorsun?...

(Şayet soru sorulan kişi bir yere gitmiyorsa üzgün bir ifadeyle)

- Hiiç … Bir yere gidemiyorum, buradayım…

Son yıllarda bayram denince akla tatil geliyor, bulunulan yerden başka bir yere gidilip de gezme, eğlenme, dinlenme amaçlı aktiviteler anlamına geliyor. Bayram bu yılki gibi Cumartesi Pazara rastlarsa hiç makbul olmuyor, çalışan bir insan olarak benim de hoşuma gider hafta sonu ile birleşmesi ama bu yıl böyle olmamasına çok sevindim neden mi, Amerika’da yaşayan oğlum için… Bayramın hafta içine rastladığı dönemlerde buruk oluyor, arkadaşları yakın değil çünkü, işi bittikten sonra gidip dönmesi de zor, velhasıl yurt dışında yaşayan ve çalışan kişiler için en ideali hafta sonuna denk gelmesi, arada bir böyle olsun da onların da gönlü olsun değil mi

Evet maalesef bayramlar artık amaçlarını değiştirdi, gitgide ananelerimizden iyice uzaklaşır olduk. Zaten eskiye oranla çalışan kişi sayısı arttı, eskisi gibi ziyaretler sıkça yapılamıyor, bari bayramları tatil amaçlı değerlendirmeyip büyüklerimizi, arkadaşlarımızı ziyaret amaçlı değerlendirerek bu açığı kapatsak daha iyi olmaz mı?...

Sessiz gemiler adlı dizinin ilk bölümünü izleyenler bu konunun dizide ne güzel işlendiğini görmüşlerdir… Üçü erkek ikisi kız evladı bulunan yaşlı bir çift Bozcaada’da yaşamakta ama beşi de yanlarında değil, hepsi bir şekilde yuvadan uçup gitmişler… Erkeklerden birisi Amerika’da yaşamaktayken ölüyor ama bunu o dönemde hasta olan babaya söyleyemiyorlar ve en küçük erkek arada babayı sanki o arıyormuş gibi arayıp konuşuyor…

Bayram geliyor dördünün de farklı sebeplerle işi çıkıyor ve gelemiyorlar baba evine, müthiş güzel işlenmiş bu konu, konuşmalar, mimikler, tam hayatın içinden bir konu seçilmiş, hıçkıra hıçkıra ağladım bu bölümü izlerken… Vee bayramın ilk gününün gecesi anne oturduğu koltukta ölüyor, çocuklar mecbur kalıyorlar gelmeye… Orada babanın söylediği bir cümle çok yerindeydi: “Anneniz hayatı pahasına sizi buraya getirmeyi başardı” dedi… İzleyemeyenler henüz iki bölüm yayınlanmışken başlayabilirler izlemeye, tavsiye ederim böyle hayatın içinden konular olunca daha bir izlenmeye değer oluyor bence…

Ben Silivri’ye geldim can arkadaşımın annesiyle bayramlaşmak için, nasıl mutlu oldu anlatamam… Bir kızı ve oğluyla aynı binada yaşamakta, diğer dört kızı da farklı illerdeler… Geleceğimi haber aldığı andan itibaren dilinden düşürmemiş Sema ziyaretime gelecek diye, geldiğimde de o mutlulukla evimi şenlendirdin diye öpüp durdu beni… Ben zaten onu ziyaret etmekten çok hoşnuttum bir de onu böyle mutlu ettiğimi görünce iyi ki gelmişim dedim kendi kendime… Döndüğümde de umrede bulunan ağabey ve yengemi karşılayıp diğer yakınlarımı ziyaret edeceğim, bu beni çok mutlu edecek… Bayramda ne yaptın diyenlere de özlediğim kişilerle görüşme imkanı buldum, çok güzel bir bayram geçirdim diyeceğim…

Tüm Milliyetblog çalışanları ve yazar arkadaşlarım... Bayramınızı en sıcak duygularımla kutluyor eski bayramlar tadında bayramlar geçirmenizi diliyorum… Vee bayramlarınız sessiz olmasın diyorum…

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=69302

TV'de Sessiz Gemiler

Dizi filmlerden gına geldi diyenlerimiz çoktur. Bende buna katılıyorum. Ama öyle bir sezon başladı ki hakikaten çok kaliteli oyuncu kadrosu, güzel senaryolar ve başarılı yönetmenlerle gayet gerçekçi diziler çekiliyor. Ne mutluluk ki üniversiteden çoğu arkadaşıma da ekranlarda rastlıyor ve memnun oluyorum. Ertelenmiş Hayatlar, Elveda Derken, Bıçak Sırtı, Kuzey Rüzgârı ve daha ismini hatırlamadığım birçok dizi var. Lakin bu gece yeni bölümüyle tanıştığım “Sessiz Gemiler” isimli dizi film beni ve ailemi çok etkiledi. Ağlamak kelime mi hepimiz ihtiyarlığımızı düşündük. Başımıza gelebilecek kötü olaylar üzerine tahminlerde bulunduk. Aşk, aile bağları, sonsuz sevgi ve ölüm gibi konularla neredeyse depresyona giriyordum maazallah.

Bu kadar etkilenmeden sonra aklıma bir soru takılıyor hemen benim. Televizyon kadar yaşamımıza yerleşmiş, nerdeyse aile bireylerden daha çok kulak kabarttığımız bu aracın içine doldurulan hayat sahneleri içimize nüfuz edecek kadar gerçek olmalı mı? Peki, daha pozitif ve huzur verici belgeseller tercih edilse, eğlenceli ama cıvımamış renkli programlar yapılsa daha güzel olmaz mı? Birebir yaşanmışlıklarla dolu görüntülerle işten yorguna argın gelen insanları, hayatını, ekmek parasını kazanma gayesiyle koşturup duran birazcık olsun şenlenmek babında ekrana bakan insanları üzmemek gerekiyor bence. Zaten haber kanallarıyla tüm çıplaklığıyla her şeyden nasibimizi alıyoruz. Bu kaliteli yapımları sinemalarda görmek tiyatrolarda izlemek daha uygundur kanımca. Çünkü hangi kanala geçersek geçelim illaki bir dizi film ile karşılaşıyor ve kendimizi izlemekten alıkoyamıyoruz.

Bu “eğlence kutusu” adıyla evimizde özellikle akşamları kilitlenerek dikkat kesildiğimiz makineden ağamla sesleri, hüzün, kan kokuları ve ölüm sahneleri uzaklaşsın artık diyorum.

*****

Hafızamdan gitmeyen; bahsettiğim dizideki – izleyenler bilirler- ihtiyar kadının sevgisini ve eşinin tam da ona çiçeklerle yaptığı sürprizin üzerine karşılaştığı ölüm anı etkisi ile bir şey hatırlatmak istiyorum. Zaman hakikaten su gibi akıp geçiyor, sevgimizi ertelemeden söyleyelim, yarına bırakmadan yakınlarımızın boynuna sarılalım. Ayrıca kaçınılmaz sonu ve vaktimizin sınırlı olduğunu vurgulayan bu muhteşem “sessiz gemi” şiirini de bir de benim aracılığımla okuyun derim.

SESSİZ GEMİ

Artık demir alma günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Yahya Kemal Beyatlı

Sevgilerimle,

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=67402

Sessiz Gemiler Dizisi 3.Bölüm Özeti


Mümtaz Ali’yi perişan halde görünce fenalaşır. Şule Ali ve Gülşen’i hastaneye götürür. Gülşen ameliyata alınır.İpek tayin işinin hallolmaması sebebi ile köye dönemediğini söyler. Ali’yi merak eden ve bir haber alamayan Mümtaz Ahmet ve Nergis dükkana gidince Şule’nin evine doğru yola çıkar.Ali onu tartaklayan adamlarla konuşur. Borcunu ödemek için onlar adına çalışacağını söyler.Talat kendisinden ayrılmak isteyen İpek’e bir sözleşme gösterir ve ayrılamayacağını söyler.Ahmet’i emniyetten ararlar. Ali tutuklanmıştır

Sessiz Gemiler 3.Bölüm Fragman - 15 Ekim 2007

1 Ekim 2007 Pazartesi

Sessiz Gemiler Ağlattı


Her gemi düdüğüyle heyecanlanıp limana koşmaktadır yaşlı adam. Ümitlidir, evlatları bu bayram onu yalnız bırakmayacaktır. Ancak, gelen telefonlarla birlikte son ümitleri de tükenir.

'Sessiz Gemiler'in önceki gün Swissotel'de özel bir gala ile tanıtılan ve davetlileri gözyaşlarına boğan ilk bölümünde yer alıyor bu görüntüler. Diziyi galada medya dünyasının önemli isimlerinin yanında, değişik mesleklerden 20 kişilik izleme grubu da takip etti. Türkiye'de bir ilk olan ve dizi ile ilgili fikirleri alınmak üzere salona getirilen vatandaşlar, etki altında kalmamaları için, özel bir bölüme oturtuldu. 'Sessiz Gemiler' başlamadan önce kısa bir teşekkür konuşması yapan yapımcı Osman Yağmurdereli, "Yıllardır yapmaya çalıştığım tamamen bana ait olan ve duygularımı yansıtan bir proje." dediği dizi için şöyle konuştu: "Eminim buradan ayrıldıktan sonra hepiniz telefonlarınıza sarılacak ve anne-babanızı arayacaksınız." Önlerine konulan anket formları, yapılan konuşmalar salondakilerin heyecanını iki kat daha artırırken, "Bir an için kendimi ABD'de ya da AB'de hissettim. Çok modern bir uygulama." türü cümleler yüksek sesle dillendirildi. Işıkların sönmesiyle salondaki herkes adeta kendi gerçeğiyle yüzleşmeye başladı. Zaten dizinin sloganı da buydu: "Herkes kendi hayatından kesitler bulacak." (Mümtaz) Savaş Dinçel, (Ahmet) Ayhan Kavas, (Nergis) Yeşim Salkım, (Şule) Miraç Eronat, (İrfan) Levent Özdilek, (Ali) Alper Kul, (Gülşen) Sezen Aray ve (Şenay) Aysun Kayacı'nın rol aldığı diziyi Filiz Kaynak yönetiyor. Yağmurdereli'nin, 'İçinde silah yok, entrika yok, duyguya dayalı bir iş oldu.' dediği Sessiz Gemiler'in konusuna gelince: Mümtaz Bey ve Nimet Hanım'ın Bozcaada'daki evinde tatlı bir telaş vardır. Hem bayram hem de 50. evlilik yıldönümleri için çocuklarının ziyarete gelmesini beklemektedirler. Fakat çocuklarının hepsinin kendilerine göre mazeretleri vardır. Kimsenin gelemeyeceğini öğrenen Mümtaz Bey, Amerika'da yaşayan oğlu Murat'ın geleceğinden çok emindir. Ancak ona esas sürprizi 50 yıldır aynı yastığa baş koyduğu Nimet'i yapacaktır...

SESSİZ GEMİLER DİZİ OYUNCULARI:SAVAŞ DİNÇEL


Doğum Tarihi 1942
Boy 180
Kilo 77
Göz Rengi Kahverengi
Yabancı Dil İngilizce

Sinema Filmleri ve Yönetmenleri
Hababam Sınıfı (Ertem Eğilmez)
Aşık Oldum (Ertem Eğilmez)
Merdoğlu Ömer Bey (Yusuf Kurçenli)
Kızlar Sınıfı (Ümit Efekan)
Ağır Roman (Mustafa Altıoklar)
Ateş Böceği (Avni Kütükoğlu)
Çözülmeler (Yusuf Kurçenli)


TV Yapımları ve Yönetmenleri
Sinekli Bakkal (Ayberk Çölok)
Çemberler (Yusuf Kurçenli)
Azmi (Tunç Başaran)
Kurtuluş (Ziya Öztan)
Cumhuriyet (Ziya Öztan)
İttihat ve Terakki (Ziya Öztan)
Üç İstanbul (Feyzi Tuna)
Bizi Güldürenler (Tunç Başaran-Yavuzer Çetinkaya
Tunca Yönder)

Özgeçmiş
İstanbul''da doğdu. İstanbul Lisesi ve İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümünde okudu. 1962 yılından beri oyunculuk yapıyor. Münir Özkul Tiyatrosu, AST Ali Poyrazoğlu Tiyatrosunda çalıştı. Ama esas olarak Şehir Tiyatrolarında çalışmaktadır.
X


1942 yılında İstanbul'da Fatih'te doğdu. Koca Ragıp Paşa İlkokulu'nda, İstanbul Erkek Lisesi'nde ve İstanbul Belediyesi Konservatuarı Tiyatro bölümünde okudu. Tiyatro Bölümünde okurken tiyatrodan başka çizerliğe merak saldı. Amatör tiyatroculuğun yanısıra karikatürü de amatör olarak sürdürdü. İlk kez İstanbul Şehir Tiyatroları'nda profesyonel oldu. Sırasıyla Münir Özkul Tiyatrosu, Ankara Sanat Tiyatrosu, Gen-Ar Tiyatrosu, yeniden İstanbul Şehir Tiyatrosu, Miyatro Vatandaş Tiyatrosu'nda çalıştı, yine Şehir Tiyatrosu'nda çalışırken 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasasıyla Şehir Tiyatroları'ndan uzaklaştırıldı. Bir süre tiyatroya ara verip GÜM'de (Güldürü Üretim Merkezi) profesyonel karikatür çizeri olarak çalışmaya başladı. Tekrar tiyatroya dönünce karikatür ve afiş çalışmalarına tiyatroyla birlikte devam etti. Üç yıl Günaydın gazetesinde TONTON adlı bant karikatürü çizdi. Bu arada Şan Müzikholü'nde ve Ali Poyrazoğlu Tiyatrosunda çalıştıktan sonra, önce konuk olarak sonra da Danıştay kararıyla Şehir Tiyatroları'na geri döndü. Şimdi orada Oyuncu-Yönetmen olarak çalışıyor. Bunun yanısıra afişçilik (amatör) ve çizerliğini sürdürüyor. Daha önce iki karikatür sergisi açtı. "Çizgilerle Nazım Hikmet" adlı çizgi roman türünde el yapımı bir kitabı var, ama bu kitap müsadere edilip Seka fabrikasında hamur haline getirildiği için ortalıkta yok.

ESERLERİ
Çok Sesli
Savaş Dinçel
Pan Y

Basından
Gazete ve dergi sayfalarında pek sık olmasa da müzik karikatürlerine rastlarız. Saçı başı dağılmış, elinde bastonuyla bir orkestra şefi simgesi olmuştur bu karikatürlerin.
Karikatür kitapları son dönemde oldukça ilgi gören bir tür halini aldı. Toplumsal ironiyi en iyi anlatan karikatürün müziğe bakışını görüyoruz. Tan Oral'ın Sus ve Dinle'si ile Savaş Dinçel'in Çoksesli'sinde. Tan Oral, toplumun müzikle ilgisini karikatürleştirmiş kitabında. Müziğin gelişimi ve değişik sınıflarda algılanışı çıkış noktası olmuş. Tabii bir de müzik tutkusu. "Müzik ve müzikçilerin dışında, yaşamımda başka bir şeye pek de imrendiğim söylenemez. Hiçbir şey de, sıkıntılı zamanlarımda müzik kadar beni avutmamıştır, belki çizmek. Yaşamımı dolduran diğer bir uğraştır çizmek. İkisinin çakışması bu durumda kaçınılmazdı." Savaş Dinçel karikatürist ve tiyatro sanatçısı. Onun da yaşamının diğer bir tutkusu müzik. Dinçel daha çok müzikçilerini anlatmış Çoksesli kitabında
(Osman Giritli, Hürriyet, 10 Şubat 1991)

Yüksel Altuğ:Aile bireyleri için sakladığınız sevgi sözcüklerini asla ertelemeyin...


Bu sezon ekran başında gözyaşları sel olacak... Yapımcılar, içinde koyu dramların yer aldığı Yaprak Dökümü gibi dizilerin geçen sezon elde ettiği reyting başarısından cesaret alarak, birbiri ardına "damar" dizileri ekrana sürmeye hazırlanıyorlar. Bunlardan biri olan atv'nin iddialı yapımı Sessiz Gemiler'in bazı bölümlerini önceden izleme imkanı buldum. Yapımcı Osman Yağmurdereli yine "gözümüzün önünde olan" ama "görmemekte" direndiğimiz ya da işimize geldiği için "görmezden geldiğimiz" bir sosyal konuyu ekrana taşımış. Yaşlı ana-babalar ile asi evlatları arasındaki "keşke" leri, adeta bir laboratuvar ortamında masaya yatırmış. Savaş Dinçel, beş çocuk babası ama "yapayalnız" Mümtaz Bey rolünde yine devleşmiş. Görüntüleri sabah izledim. Günümün geri kalan kısmı, her fırsatta uzaktaki aile üyelerini arayıp, hatırlarını sormakla geçti. Bu duyguyu en son "Babam ve Oğlum" filminden çıktığımda yaşamıştım. Mümtaz Bey, beş evladının da "kendi istediği gibi" yetişmesi için çaba harcamış. Hatta bu isteğini zaman zaman "baskı" düzeyine taşımış. Ama hayatın gerçeği bu ya, onlar başka yönlere savrulmuş. Ve Mümtaz Bey, hayatının son demlerinde "keşke" lerinin peşine düşmüş. "Tam istediği gibi yetişen" Amerika'daki küçük oğlunun yaşamını yitirdiği ise kalp hastası Mümtaz Bey'e bir türlü söylenememiş. Biri toprağın altında beş evlat ve Mümtaz Bey'in kaptanı olduğu hayat gemisinde 5 delik... Mümtaz Bey, delikleri kapatmak için sağa sola koşturdukça, gemi daha fazla su almakta... Sıkı durun. Yeşim Salkım, Levent Özdilek, Ayhan Kavas, Miraç Eronat, Alper Kul, Hakan Eratik, Sezen Aray ve Aysun Kayacı göz pınarlarınıza yeni tüneller açmaya geliyorlar. İki tavsiyem var. Birincisi; evdeki mendil stoklarını arttırın. İkincisi; yarının "keşke" lerini bugünden imha edebilmek için sevginizi gösterme fırsatlarını asla kaçırmayın, aile bireyleri için sakladığınız sevgi sözcüklerini asla ertelemeyin...

SESSİZ GEMİLER I.BÖLÜM ÖZETİ

Mümtaz Bey ve Nimet Hanım’ın Bozcaada’daki evinde tatlı bir telaş vardır. Hem bayram, hem de 50. evlilik yıldönümleri için çocuklarının ziyarete gelmesini bekleyen yaşlı çift, herşeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp hazırlanırlar. Fakat işler düşledikleri gibi gitmez. Mümtaz Bey’in büyük oğlu Ahmet, karısı Nergis’in tatil için rezerve ettiği otele gitmek zorunda kalır. Kızları Şule’nin adaya gitmesine de Mümtaz Bey ve Nimet Hanım’ın kendisini kabullenmediğini düşünen eşi İrfan izin vermez. Ali, borçlandığı adamlarla tartışırken hamile karısı Gülşen’in bu esnada yaralanması yüzünden gidemez. Şenay sevgilisi Talat’ı ailesi ile tanıştırmak için gidecektir adaya. Ancak bu esnada Talat ile ilgili öğrendiği gerçek onu mahveder. Kimsenin gelemeyeceğini öğrenen Mümtaz Bey yine de Amerika’da yaşayan oğlu Murat’ın geleceğinden çok emindir. Bu arada Mümtaz Bey yokken eve bir emlakçı gelir. Emlakçının söyledikleri Nimet Hanım’ın epey canını sıkar. Tüm bunlara rağmen Mümtaz Bey evlilik yıldönümü için karısına bir sürpriz hazırlar...

SESSİZ GEMİLER I.BÖLÜM FRAGMANI

SESSİZ GEMİLER DİZİ EKİBİ

Oyuncular:
Savaş Dinçel
Gülsün Kamu
Ayhan Kavas
Yeşim Salkım
Miraç Eronat
Levent Özdilek
Alper Kul
Sezen Aray
Aysun Kayacı

Yapım:
Yağmur Ajans-Osman Yağmurdereli
Yönetmen:
Filiz Kaynak
Senaryo:
Çetin Büyükakın
Müzik:
Ali Otyam

SESSİZ GEMİLER DİZİ TANITIMI


Mümtaz Bey hayatı boyunca kendi bildiği doğrulardan şaşmamıştı… Şerefli, dürüst meslek hayatı süresince, kendisini karısı ve 5 çocuğunun geleceğine adamıştı… Çocuklarının hayırlı ve başarılı insanlar olarak hayata atılmalarını istemişti… Otoriter bir baba olarak görünse de, bütün sevgisini kalbinde saklamıştı… Çocukları hayata atıldığında, acaba hepsi Mümtaz beyin istediği gibi evlatlar olabilmiş miydi? Bir baba olarak, görevini yapmış olmanın huzurunu yaşıyordu… Büyük oğlu Ahmet, başarılı bir öğrenci değildi, ama karısıyla beraber ticarete atılmıştı… Büyük kızı Şule, Tıp Fakültesinde okurken, mutluluğu seçmiş, işadamı İrfan’la evlenmişti… Ali, hukuk fakültesini bitirmiş, Ankara’da avukatlık yapıyordu… Murat, üniversiteyi bitirdikten sonra, Amerika’ya yerleşmişti... Şenay müzik öğretmeni olmuş, Anadolu’nun bir köyüne tayin olmuştu… Ancak yıllardır onlardan bihaber olan Mümtaz Bey, çocuklarının hayatındaki gerçeklerin ne kadarını biliyordu... Belki bir bölümünü, belki de hiç birini…Amerika’daki oğlu Murat neden aramıyordu… Peki ya diğer çocuklarının durumuneydi… Mümtaz bey, torunu Ceren ziyarete geldiğinde: “Hayat böyle bir şey kızım... Sen de birgün kendi yuvanı kuracaksın... Senin de çocukların, torunların olacak... Onları kucağına alacaksın... Sevginin ne demek olduğunu anlayacaksın... Ama büyüdüklerinde, kendi hayatlarını kurduklarında sen de bir köşede kalacaksın.... İşte o zaman da acının ne demek olduğunu anlayacaksın!..” demişti.Mümtaz Bey yaşadığı yıkımın hüznünü yaşarken, çocuklarının hayatında yerini alırken gördükleri, onlara sağladığı mükemmel bir hayat mıydı, yoksa bilmeden yok ettiği gelecekleri miydi… Ama şu an bir tane doğru vardı… Hangi yaşta olursa olsun, hayata hergün yeni baştan başlamak...
Blogbul.com
TV